9:00 - 17:00

 Çalışma Saatlerimiz Ptesi-Cuma

0312 427 74 49

Bizi Arayabilirsiniz.


 

YASAL MİRASÇILAR KİMLERDİR – SAĞ KALAN EŞİN MİRASÇILIĞI VE TEREKEDEKİ PAYI – SAKLI PAYLI MİRASÇILAR VE ORANLARI – MİRAS ORTAKLIĞI GENEL HÜKÜMLERİ

Kaptan Hukuk Bürosu > MİRAS HUKUKU  > YASAL MİRASÇILAR KİMLERDİR – SAĞ KALAN EŞİN MİRASÇILIĞI VE TEREKEDEKİ PAYI – SAKLI PAYLI MİRASÇILAR VE ORANLARI – MİRAS ORTAKLIĞI GENEL HÜKÜMLERİ

YASAL MİRASÇILAR KİMLERDİR – SAĞ KALAN EŞİN MİRASÇILIĞI VE TEREKEDEKİ PAYI – SAKLI PAYLI MİRASÇILAR VE ORANLARI – MİRAS ORTAKLIĞI GENEL HÜKÜMLERİ

4721 sayılı Medeni Kanununda, ölenin mirasçıları için en genel olan Yasal Mirasçılar – İradi Mirasçılar ayrımı yapılmıştır. İradi mirasçılar, kısaca murisin ölüme bağlı tasarrufu ile atadığı mirasçısıdır. Diğer bir deyişle, muris ölüme bağlı tasarruf yapmaması halinde mirasçı sıfatı olmayan kişilerdir.
Yasal mirasçılar ise kanun koyucunun belirlediği ve korunmalarında yarar görülen mirasçılardır. Murisin yakın hısımları ( kan-evlatlık bağı ) ve eşinden (evlilik bağı)oluşan bu mirasçılar medeni kanunumuzca derecelendirilmiştir:

BİRİNCİ DERECEDEKİ MİRASÇILAR :

Murise kan bağı bakımından en yakın kişiler olan ALTSOY ‘dur. Mirasbırakanın çocukları, birinci derece ve eşit olarak mirasçılardır. Murisin kendinden önce ölen çocuğu varsa, onun payı da halefiyet yoluyla kendi altsoyuna dağıtılır.
Murisin altsoyundan anlaşılan çocukları ve torunlarıdır( torunun çocuğu… aşağıya doğru iner). Ancak bu çocukların evlilik içi-dışı olmasının hiçbir önemi yoktur. Soybağı ilişkisinin murisle kurulmuş olması yeterlidir. O halde evlilik dışı çocukların ana yönünden mirasçılığı herhangi bir koşul gerektirmemektedir ancak baba yönünden mirasçı olunabilmesi için tanıma veya mahkeme kararıyla soybağı kurulmalıdır. Evlilik dışı çocuk ile baba arasında soybağı kurulmadığı sürece, çocuk baba yönünden mirasçı olamayacaktır.
Evlatlığın mirasçılığı TMK md 500’de evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur ancak evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamazlar, şeklinde düzenlemiştir.
Medeni kanuna göre ölenin birinci derece mirasçıları yani altsoyu varsa artık diğer zümrelerin mirasçılığı gündeme gelmeyecektir. Bu nedenledir ki ana rahmindeki çocuğun sağ ve tam doğumuna kadar mirasın paylaşılması ertelenir.

İKİNCİ DERECEDEKİ MİRASÇILAR:

Alt soyu olmayan murisin mirasçıları, ana – babasıdır. Bunlar eşit olarak mirası paylaşırlar. Ancak ana babadan birinin muristen önce ölmüş olması durumunda, halefiyet ile payı altsoyuna geçer ( yani murisin kardeşlerine, kardeşleri muristen önce ölmüşse kardeş çocuklarına yani murisin yeğenlerine payları oranında geçecektir). Türk hukukunda kardeşlerin mirasçılığı sadece anlatılan yöndeki halefiyetle rastlanmaktadır. Kardeşten anlaşılması gereken, ana babadan en az birinin ortak olmasıdır. Üvey kardeşlerde halefiyetle mirasçı olabilirler.

ÜÇÜNCÜ DERECEDEKİ MİRASÇILAR:

Murisin altsoyu, ana babası, kardeşleri, yeğenleri olmaması durumunda 3. Derece mirasçılardan olan büyük anaları- büyük babaları mirasçı olacaktır.
Burada 4 tane mirasçıdan bahsedilir; murisin anasının ana- babası, murisin babasının ana- babası. Üçüncü zümredeki bu mirasçılar muristen önce ölmüşse halefiyet yoluyla onların altsoyuna yani murisin amca-teyze-hala-dayısına miras geçecektir. Bunlardan biri de muristen önce ölmüşse altsoyları olan murisin kuzenleri mirasçı olacaktır.
Kanun koyucu yasal mirasçılığı burada kesmiştir. Bahsedilen kişiler ve ihtimaller dışında hısımlıktan doğan yasal mirasçı olamayacak, ancak ve ancak iradi mirasçı olarak murisin mirasçısı olabilecektir..

Üçüncü derece mirasçısı ve sağ kalan eşi dahi olmayan murisin mirası devlete kalır. Devlet bu yönden herkesin dördüncü dereceden mirasçısıdır.

SAĞ KALAN EŞ VE YASAL MİRASÇI DERECELERİNE GÖRE YASAL PAYI:

Sağ kalan eş bazı koşulları taşıması durumunda, tüm derecelerde yasal mirasçılarla beraber murisin mirasçısıdır. Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi koşullarını sayacak olursak;

a- Murisin ölümünde hayatta olmalı ve mirasçılığına engel hallerden biri olmamalı, (ıskat- mirastan mahrumiyet- mirastan yoksunluk- mirası ret.)
b- Murisin ölümü anında resmi evlilik devam ediyor olmalıdır.
c- Boşanma davası devam ederken ölüm gerçekleştiğinde, muris davacıysa, mirasçıları davaya devam edebilirler. Dava başarılı olursa eşin mirasçılık sıfatı kalkacaktır.

Bu koşulları taşıması halinde sağ kalan eşin miras derecelerine göre mirasçılığı;

1- Sağ kalan eş murisin altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, MİRASIN DÖRTTE BİRİNİ,
2- Sağ kalan eş murisin ana baba zümresi ile mirasçı olursa, MİRASIN YARISINI,
3- Sağ kalan eş murisin büyük ana baba zümresi ile mirasçı olursa, MİRASIN DÖRTTE ÜÇÜNÜ,
( Üçüncü zümrede sağ kalan eşin olması durumunda bir farklılık vardır. Sağ kalan eş üçüncü zümrede büyük ana baba ve onların çocukları yani murisin amca teyze hala dayısı ile birlikte mirasçı ise ¾ lük payı olacaktır. Büyük ana baba ve onların çocuklarından hiçbiri yok ve sadece amca- hala-dayı-teyze çocukları (murisin kuzenleri) varsa artık miras paylaşılmaz, sağ kalan eş mirası tümüyle alacaktır.)
4- Murisin bu sayılan hısımlarından hiçbiri yoksa sağ kalan eş MİRASIN HEPSİNİ alır.

Her derecede bu kadar güçlü payı olan sağ kalan eşin mirasçılığını etkileyecek olan durumlardan da bahsetmek gerekir;

EVLİLİĞİN İPTALİ DAVASI:

Muris, evliliğin iptali davası devam ederken ölmüşse Medeni Kanun murisin mirasçılarına davaya devam etme olanağı tanımıştır. Aslında yargılama devam ederken veya karar kesinleşmeden eşlerden biri ölürse sağ kalan eş diğerinin mirasçısı olur ancak kanun hakkaniyet açısından bunun istisnasını koymuş, ölenin mirasçılarına evliliğin iptali davasını devam ettirme hakkı tanımıştır. Dava sonucu sağ kalan eşin evlenme sırasında iyiniyetli olmadığını anlaşılırsa, eşin mirasçılık sıfatı kalkar. Ve hatta önceden muris tarafından yapılmış lehine ölüme bağlı tasarrufla kazandığı hakları da kaybeder.

BOŞANMA DAVASI:

Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Maddeden de açıkça anlaşılacağı gibi, boşanma davası devam ederken sağ kalan eşin, ölenin mirasçısı olamaması , bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır;

a- Boşanma davası açılmış olması,
b- Dava devam ederken davacının ölmüş olması,
c- Boşanma davasına ölenin mirasçılarının devam etmesi,
d- Dava sonucu sağ kalan eşin, kusuru ile boşanma davasına sebebiyet vermiş olduğunun tespit edilmesi gerekir.

TMK.md.181 ‘in gerekçesinde ise davacı eşin açtığı her boşanma davasının değil, davalının cana kast, şiddet uygulama, yıllarca ailevi görevini yerine getirmeme, ortak konutu terk gibi ağır kusurlu eylemlerine dayanan boşanma davasında, ölen davacının mirasçılarının davaya devam edebileceğini kabul etmiştir. ( Her ne kadar gerekçede bu savunulsa da Yargıtay boşanma davasının her iki tarafının da mirasçıları davaya kusur tespiti için devam edebilir demiştir. Örn, makale sonu 4. Yargıtay kararı)
TMK md.181’de mirasçılarca devam edilen dava boşanma davası değildir. Çünkü eşlerden biri öldüğü anda evlilik ilişkisi sona ermiş olacağından, boşanma davası da konusuz kalır. Mirasçıların devam ettirdiği dava, davalının mirasçı olup olamayacağına ilişkin kusurun tespiti davasıdır.
Boşanma davası devam ederken, davalı eşin ölmesi halinde, davalının mirasçıları TMK 181’in verdiği haktan yararlanamaz. Kanun koyucu haksızlığa uğrayan tarafın davacı olduğunu ve bu nedenle davacının korunması gerektiği düşüncesiyle bu düzenlemeyi getirmiştir.

SAKLI PAYLI MİRASÇILAR:

Saklı pay, murise en yakın mirasçıların korunması amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Murisin, kanuni olarak tasarruf özgürlüğü vardır. Ancak kanun koyucu korumaya layık mirasçılara saklı pay vererek, murisin bu tasarruf özgürlüğünü kısıtlamış olur.

Saklı paylı mirasçılar ve saklı pay oranları :

– ALTSOY: Yasal miras payının yarısı

– ANA – BABA : Yasal miras payının dörtte biri

– SAĞ KALAN EŞ: Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,
Diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
Yukarıda belirtilen saklı payları ihlal edilen mirasçılar TENKİS davası açabilirler.

MURİSİN ÖLÜMÜYLE MİRASÇILARIN DURUMU( MİRAS ORTAKLIĞI) :

Murisin ölümü anında, mirasçıları arasında bir miras ortaklığı oluşur. Ve kanuni olarak oluşan bu ortaklığa münhasır bazı özellikler vardır. Maddeler halinde saymak daha açıklayıcı olacaktır:

1- Miras ortaklığı, mirasçıların veya murisin herhangi bir tasarrufu olmadan kendiliğinden, kanunun emredici kuralı üzerine oluşur. Bu nedenle mirasçılar bu ortaklığı sadece paylaşma yoluyla bitirebilirler.

2- Ortaklığa dahil mirasçılar, murise külli halef olanlardır. Belirli bir mal bırakılan mirasçılar külli değil, cüzi haleftir. Bu nedenle ortaklığa dahil olmazlar.

3- Miras ortaklığı ölenin devri kabil tüm mal ve haklarından oluşan bir ortaklıktır.

4- Miras ortaklığındaki mal ve hakların mülkiyeti: ortaklıktadır. Bu yönüyle istisnai bir intikal türüdür. Ölüm anında, devredilebilen mal ve hakların mülkiyeti külli olarak miras ortaklığına geçer. Başka bir deyişle, ölüm anında külli halef olan tüm mirasçılar terekedeki mal- haklara ELBİRLİĞİ ile malik olur.

5- Miras ortaklığında elbirliği mülkiyeti vardır ve her mirasçının kendi hissesine göre bu mülkiyette bir tasfiye payı vardır. Ancak o payın hangi mallara veya haklara tekabül ettiği paylaşmadan önce belli değildir. Bu nedenle terekedekiler üzerinde ancak ve ancak oybirliği ile tasarruf edilebilir.

6- Mirasçılar tasfiye paylarını devredebilirler. Bu devir bir diğer mirasçıya olabilir; bu durumda devralan mirasçının tasfiye payı artmış olur. Devir 3. Bir kişiye de olabilir; bu durumda devir paylaşıma kadar sadece bir satış vaadi niteliği taşıyacaktır. Tasfiye payını devralan 3. kişi miras ortaklığına ortak olamaz, ortakların haklarından yararlanamaz. Mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti, paylı mülkiyete dönüştüğünde devir geçerlilik kazanacaktır.

7- Ortaklar arasında elbirliği mülkiyetinin olması demek; terekeye dahil hiçbir mal ve hak üzerinde tek başlarına tasarruf ve taahhüt edememeleridir. Bir veya birkaç mirasçı tarafından, ortaklığa dahil tüm mirasçılar dahil olmadan yapılan tasarruflar, diğer mirasçılar icazet vermedikçe ortaklığı bağlamaz. Bu durumda borçlandırıcı işlem yapan mirasçılar şahsen tasarrufun sonuçlarından mesul olurlar.

8- Mirasçıların tek başlarına tasarruf etme yasaklarının tek istisnası, terekedeki hakların korunması durumudur. TMK 640, …. Terekedeki hakların korunması için mirasçıların her biri terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan ortakların hepsi yararlanır. Aynı hüküm yasal yolara başvurmayla ilgili TMK 702 de de vardır. Yani tek başına hareket etme yetkisi sadece ortaklığın menfaatin koruma amacıyla verilmiştir. Yasa diğer mirasçılar için sadece korumadan yararlanma imkanı getirmiştir. Peki ya aleyhe sonuçlanacak bir tasarruf olursa ne olacak? Bu urumda mirasçıları aleyhe sonuç bağlamayacaktır. Sadece tek başına tasarruf yapan, dava açan mirasçıyı etkileyecektir.

9- Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Oybirliği ile dava açabilirler ve hep birlikte davalı olabilirler. Bunun aksi durumda taraf ehliyeti sağlanmamış oluğu için dava şartı eksikliğinden bahsedilecektir. (Yargıtay kararı 5)

Stj. Avukat Ezgi Selen KAPTAN

KONUYLA İLGİLİ BAZI YARGIYAT KARARLARI :

1) YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas Numarası: 2011/2-593
Karar Numarası: 2011/726
Karar Tarihi: 30.11.2011
YABANCI MAHKEMEDE VERİLEN BOŞANMA KARARININ TANINMASINDAN ÖNCE EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ

ÖZETİ: Davacının annesi Kamile ile üvey babası davalı Şadi, şiddetli geçimsizlik nedeniyle 18.06.2002 tarihli Wetzlar Mahkemesi kararı ile boşanmışlar ve bu karar 30.07.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Tanıma ve tenfiz konusunda herhangi bir başvuru yapılmamışken, 07.08.2003 tarihinde davacının annesi Kamile vefat etmiş; Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 18.3.2005 tarihli veraset ilamında davalı Sadi’nin de davacı yanında mirasçı olarak yer alması üzerine, davacı 5.4.2005 tarihinde, annesi ile davalının boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemiyle, eldeki davayı açmıştır. Tanınması -ya da içeriğinde eda hükmü varsa tenfizi- ile birlikte boşanma kararının, yabancı mahkeme kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği; buna bağlı olarak da nesep, nafaka ve miras hukukuna ilişkin hukuki sonuçların da aynı tarihten itibaren doğacağı kuşkusuzdur. Yabancı mahkemece verilen ve kesinleşen bir boşanma kararının mevcudiyeti karşısında, bu kararın çeşitli saiklerle Türk mahkemelerince tanınmadığı gerekçe gösterilerek, Türk nüfus kütüğünde evli görünen ve fakat yabancı mahkeme kararının verildiği ülkede boşanmış olan sağ kalan eşin dahi bu kararın tanınmasını talep etme hakkı varken, diğer mirasçılara tanıma ve tenfiz isteme hakkının tanınmaması, böylece sağ kalan eşin kesinleşmiş boşanma kararından sonra ölen eşten miras hakkına sahip olması hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, tanımanın- kararda eda hükmü varsa tenfizin- hukuki niteliği ile yabancı mahkeme kararlarının tanınmakla -ya da tenfizle- Türk hukuku açısından, o kararın kesinleştiği tarih itibariyle hüküm ifade etmeye başlayacağı, bu tarihin de boşanan eşlerden birinin ölüm tarihinden önce olduğu gerçeği karşısında; yabancı ülkede kesinleşen boşanma kararının, Türk Hukukuna göre tanınması ya da tenfizi sağlanamadan eşlerden birinin ölmesi durumunda; bundan hukuku etkilenen, ölen eşin mirasçılarının, yabancı mahkeme kararının tanınmasını ya da tenfizini istemekte, hukuki yararının bulunduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

2) YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/18512
Karar Numarası: 2016/10917
Karar Tarihi: 02.06.2016
BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN TARAFIN VEFAT ETTİĞİ Davacının, Yargılama Sırasında Öldüğü Anlaşıldığından Davanın Konusuz Kaldığı – Davacı Mirasçılarının Davaya Devam Etme Haklarının Bulunduğu – Ölen Eşin Mirasçılarının Kusur Belirlemesi Açısından Davaya Devam Edebileceği

Özeti: Eşlerden birinin ölümü halinde boşanma davası konusuz kalır. Ancak ölen eşin mirasçıları kusur belirlemesi açısından davaya devam edebilirler. Bu halde davaya devam etmek istediklerini temyiz dilekçesi ile açıklayan davacı mirasçılarının talebi nedeniyle davalının kusurunun belirlenmesi yönünden karar verilmesi gerekirken, davaya davacının mirasçıları da dahil edilip kusur belirlemesi yönünden devam edip etmeyecekleri saptanmadan Hukuk Muhakemeleri Kanununda “davanın düşürülmesi” şeklinde bir hukuki düzenlemenin bulunmadığı gözetilmeden davacının vefatı nedeniyle davanın düşürülmesine ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

3) YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2016/8667
Karar Numarası: 2016/11804
Karar Tarihi: 16.06.2016

Özeti: Kadının birlikte yaşamaktan kaçındığı, eşinden sürekli maddi taleplerde bulunduğu, erkeğin ise dava tarihinden önce malvarlığını azalttığı anlaşılmakta ise de; kadın tarafından boşanma dava tarihinden sonra eşinin müşterek konuta dönmesi için Aile Mahkemesinden ihtar talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İhtar isteği, öncesindeki olaylardan dolayı ihtar edilen eşin kusurlarının affedildiğini veya en azından hoşgörüyle karşılandığını gösterir. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanmış olan olaylardan dolayı da artık bu eşe kusur atfedilemez. Kusur tespiti bakımından ölen eşin mirasçıları tarafından takip edilen davada, kadının kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmektedir.

4)YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2015/6839
Karar Numarası: 2015/23004
Karar Tarihi: 03.12.2015
TARAFLARDAN BİRİNİN ÖLÜMÜ HALİNDE KUSUR YÖNÜNDEN DAVAYA DEVAM EDİLMESİ HER İKİ TARAFIN MİRASÇILARINA KANUNEN TANINMIŞTIR DAVALI KADIN MİRASÇILARININ KUSURA DAİR TALEPLERİ HAKKINDA OLUMLU VEYA OLUMSUZ BİR KARAR VERMEK GEREKİRKEN, YETERSİZ GEREKÇE İLE YAZILI ŞEKİLDE HÜKÜM TESİSİ DOĞRU DEĞİLDİR

ÖZETİ: Davacı erkek tarafından eylemli ayrılık sebebine dayalı olarak boşanma davası açılmış, yargılama devam ederken davalı kadın 23.04.2014 tarihinde ölmüş, davalı kadın mirasçıları tarafından Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesi gereğince kusur yönünden davaya devam edilmiştir. Mahkemece yasal mirasçıların Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesi gereğince kusur yönünden davaya devam edebilmelerine yönelik hakkın kanunen sadece davacı mirasçılarına tanındığı gerekçe gösterilerek davalı kadın mirasçılarının bu talepleri karşısında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir . Taraflardan birinin ölümü halinde kusur yönünden davaya devam edilmesi her iki tarafın mirasçılarına kanunen tanınmıştır (TMK.m.181/2). Açıklanan sebeplerle davalı kadın mirasçılarının kusura dair talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek gerekirken, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

5) YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas Numarası: 2007/20-62
Karar Numarası: 2007/56
Karar Tarihi: 07.02.2007
MİRASÇILARIN ZORUNLU DAVA VE TAKİP ARKADAŞLIĞI
TAPU İPTALİ VE TESCİL
MÜDAHALENİN ÖNLENMESİ
TARAF TEŞKİLİ SAĞLANMASI

ÖZETİ: Ölen tapu malikinin mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, terekeye dahil olan dava konusu taşınmaz hakkındaki davanın bütün mirasçılara karşı birlikte açılması gerekir. Sözü edilen taraf teşkili, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmese bile gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca re’sen nazara alınması gerekir (TMK.m.640). Hal böyle olunca, mahkemece taraf teşkilindeki bu eksikliğin re’sen göz önüne alınarak, davada davalı olarak temsil edilmeyen Ethem Oruç’un davaya dahil edilmesi hususunda davacı vekiline süre verilip, sonucuna göre işlem yapılması gerekir.

6 ) YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2011/18428
Karar Numarası: 2012/1370
Karar Tarihi: 23.01.2012
PAYLAŞIMDAN ÖNCE MİRAS ORTAKLIĞININ OLUŞMASI
ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN KAYNAKLARI VE NİTELİĞİ
ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN HÜKÜMLERİ
ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN SONA ERMESİ

ÖZETİ: Terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise ortakların oybirliği ile karar vermeleri Medeni Kanunun 702/2. maddesinin açık hükmü gereği olduğuna göre, tasarruf işlemi niteliğindeki zilyetliğe dayalı tescil davasında da tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri suretiyle birlikte dava açmaları veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Ancak bir mirasçı özellikle acele hallerde; miras şirketinin menfaatini korumak için, bütün mirasçılar adına, yalnız başına dava açarsa, mirasçı kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Davayı bütün mirasçıların birlikte yürütmesi gerekir. Bu halde, mahkeme bir mirasçının açtığı davayı hemen reddedemez, diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması, muvafakatinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için davacıya uygun süre vermelidir. Mahkemece yapılması gereken; davacı ile tapu kayıt maliki murisleri arasındaki irsi ilişkiyi saptayan veraset ilamlarının celbe dilmesi, davada yer almayan diğer mirasçıların davaya dahil edilmeleri veya olurlarının alınması ya da terekeye temsilci tayin edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esasına girilmesidir. Mahkemece, davada taraf olabilme yeteneğinin dava şartlarından olduğu, bu hususun mahkemece resen göz önünde tutulacağı göz ardı edilerek; yukarıda ayrıntısı ile açıklanan eksikler tamamlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmayıp, usul ve yasaya da aykırıdır.

Leave a Comment